Dünya genelindeki merkez bankaları, rezervlerini artırmak amacıyla altına yönelirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) dikkat çekici bir şekilde öne çıktı. Dünya Altın Konseyi’nin yayımladığı rapora göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde merkez bankalarının gerçekleştirdiği altın satışlarının yüzde 60’ı yalnızca TCMB tarafından gerçekleştirildi.
Ocak-Mart dönemine ilişkin raporda, merkez bankalarının net altın alımının yıllık bazda yüzde 3 artarak yaklaşık 224 tona ulaştığı bilgisi verildi. Polonya Merkez Bankası ise bu dönemde 31 ton altın alarak, değerli metale en fazla ilgi gösteren banka olmayı sürdürdü. Öte yandan, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı askeri müdahale, merkez bankalarının altın satışlarını hızlandırdı. Rapora göre, yılın ilk çeyreğinde dört ülkenin merkez bankası toplamda 115 ton net altın satışı gerçekleştirdi.
TCMB, bu süreçte 70 ton net altın satışı yaparak açık ara lider konumda yer aldı. Böylelikle, merkez bankalarının her 10 tonluk altın satışının 6 tonunda TCMB’nin payı olduğu ortaya çıktı. TCMB’nin gerçekleştirdiği altın satışının bugünkü piyasa değerinin 10 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Rapor, TCMB’nin altın satışını “taktiksel” bir adım olarak değerlendirirken, Merkez Bankası’nın geçmişte de benzer stratejiler izlediğine dikkat çekildi. Özellikle 2023 yılındaki genel seçimler öncesinde TCMB’nin üç aylık dönemde 132 ton altın satışı yaptığı hatırlatıldı.
TCMB’nin net altın rezervindeki düşüş 70 ton olarak kaydedilirken, brüt altın rezervindeki azalma ise Mart ayı itibarıyla 100 tonu geride bıraktı. Ekonomik dalgalanmaların etkileri üzerine değerlendirmelerde bulunan TEPAV Merkez Direktörü Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, TCMB’nin 2024 ve 2025 yıllarında faiz giderlerinin 57.3 milyar dolara ulaşacağını öngörüyor. Yılmaz, son iki yıl içerisinde TCMB’nin merkezi yönetim bütçesine denk bir faiz ödemesi yaptığını belirterek, 2023 sonrası yüksek faiz politikalarının Merkez Bankası’na maliyetinin 105 milyar dolara ulaştığını ifade etti.