Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın faaliyetlerini Meclis gündemine taşıdı. Tanrıkulu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten konu hakkında detaylı bilgi alabilmek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na bir soru önergesi sundu.
Tanrıkulu, önergesinde şu ifadeleri kullandı: “Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yapılan açıklamada, ‘Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın kurulduğu belirtilmiştir. Türkiye’de özellikle 1990’lı yıllardan bu yana birçok faili meçhul cinayet ve kayıp vakası hala aydınlatılamamış durumda. Bu durum, hem cezasızlık algısını pekiştirmiş hem de toplumsal adalet hissini zedelemiştir. Yeni kurulan birimin geçmiş dosyaları ne ölçüde ve hangi yöntemlerle inceleyeceği, hukuki çerçevesinin ve etkinliğinin kamuoyuna açıklanması gerekmektedir.”
Tanrıkulu’nun Bakan Gürlek’e yönelttiği sorular arasında şunlar yer aldı: “Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan ‘Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın hukuki dayanağı nedir? Bu daire tarafından geçmişe dönük olarak incelenecek faili meçhul dosya sayısı nedir ve hangi yılları kapsamaktadır? Faili meçhul dosyaların yeniden açılması sürecinde zamanaşımı hükümleri nasıl dikkate alınacaktır? Ağır insan hakları ihlalleri çerçevesinde istisnai uygulamalar olacak mı? Bu birimin performansı hangi somut kriterlerle değerlendirilecek ve TBMM’ye düzenli rapor sunulacak mı? Özellikle kamuoyunda dikkat çeken Gülistan Doku soruşturması gibi dosyalar için özel inceleme veya yeniden soruşturma yapılacak mı? Daire başkanlığı, Adli Tıp Kurumu, Emniyet birimleri ve uluslararası adli işbirliği mekanizmalarıyla nasıl bir koordinasyon içinde çalışacak? Faili meçhul vakaların aydınlatılmasında yeni adli bilişim teknikleri, DNA veri tabanları ve uluslararası veri paylaşım sistemleri kullanılacak mı? Geçmişte bu dosyalarda görev almış kamu görevlileri hakkında herhangi bir idari veya adli soruşturma başlatılacak mı? Elde edilecek bulguların kamuoyuyla paylaşılması için bir şeffaflık politikası oluşturulmuş mu? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında belirtilen ‘etkili soruşturma yükümlülüğü’ çerçevesinde bu yeni yapı nasıl bir rol üstlenecek?”
Tanrıkulu’nun bu soruları, Türkiye’deki faili meçhul vakaların aydınlatılması ve adaletin sağlanması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.