Almanya’nın Bavyera eyaletinde bulunan Würzburg kentinde yaşanan bir cenaze süreci, Türk toplumu ve Avrupa’daki Müslüman kuruluşlar arasında büyük bir tartışma yarattı. “Ayten Abla” olarak bilinen Ayten Heck, hastanede hayatını kaybettikten sonra resmi kayıtlarda “yakınsız” ve “kimsesiz” olarak değerlendirildi. Bu değerlendirme sonrasında belediye, cenaze işlemlerini üstlenerek, İslami usullere uygun bir defin yerine krematoryumda yakım işlemi gerçekleştirdi.
Olayın ardından ortaya çıkan yeni bilgiler, durumu daha da karışık hale getirdi. Ayten Heck’in, yaklaşık 30 yıldır Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) çatısı altında faaliyet gösteren MHW Cenaze Nakil Fonu’na üye olduğu ve düzenli olarak aidat ödediği belirlendi. Ancak, cenaze işlemleri için ilgili kurumlara bildirim yapılmadığı belirtildi. Fon yetkilileri, cenaze sürecinin kendilerine haber verilmeden gerçekleştirildiğini vurgulayarak, iletişim eksikliği konusuna dikkat çekti. Kurum temsilcileri, hastane, vasi ve belediye arasında yeterli koordinasyon sağlanmamasının ciddi bir sorun olduğunu belirtti.
Türkiye’nin diplomatik temsilcilikleri de olayın ardından sürece dahil oldu ve Alman makamlarından açıklama talep etti. Avrupa Türk İslam Birliği Genel Başkanı Ali Paşa Akbaş, “Hiçbir kuruma ya da bize bilgi verilmeden süreç tamamlandı. Bu kabul edilemez bir durum” diyerek tepkisini dile getirdi. MHW Cenaze Nakil Fonu yetkilileri ise benzer vakalarda düzenli olarak kendilerine başvuru yapıldığını ancak bu olayda hiçbir resmi iletişim kurulmadığını ifade etti.
Ayten Heck, hayatının büyük bir bölümünü Würzburg’da geçirerek cami çevresiyle güçlü bağlar kurmuştu. Yıllarca cami lojmanında yaşayan Heck, yerel cemaatle de yakın ilişkiler içinde olduğu biliniyordu. Son yıllarını sağlık sorunları nedeniyle bir bakım merkezinde geçiren Heck’in vefatının ardından “yakın bulunamadığı” gerekçesiyle resmi süreç başlatıldığı aktarıldı. Belediye yetkilileri, kayıt sistemindeki soyadı üzerinden yapılan araştırmalarda herhangi bir aile bağına ulaşılamadığını ifade ederek, bu nedenle sürecin “kimsesiz defin prosedürü” kapsamında ilerlediğini savundu.
Bu durum, hem Almanya’da yaşayan Müslüman topluluk hem de Türk diasporası içerisinde ciddi bir tartışmayı tetikledi. Şimdi tüm gözler, olayın detaylı bir şekilde araştırılması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için atılacak adımlara çevrildi.